LOGO VE MİTOS:
Logomuzda örgütümüzün karakterini anlatmaya yarayan birçok Kalıplaşmış klişelere başkaldırır ve zorla dayatılmak istenen otoritelere karşı duruşu simgeler, popülist söylemlere fırsat vermiyerek, ezberlenmiş ve tekrar edegelen döngüleri kınar.Tıpkı Sisyphos gibi gözleri zirvededir bu nedenle sırtındaki yükü çekmekten yüksünmez. Bu yüzde biz de Logomuzun altındaki olimpik dairelerle; kuşkusuz yeni yaşam oluşumlarını simgeleyen tinsel helezonlar şeklinde dışbükeyleri ön plana çıkartarak sonsuzluğa atıfta bulunmak istedik.Bu sonsuz çizgiler ironik olarak bitişin başlangıçtaki kişioğlunun ilk halini,kişinin kendisine dönüşümünü ve sonundada benliğini keşfetmesiyle açıklanacaktır.İronikolarak kişioğlu bu serüveninde aslında içsel bir yolculuğa çıkmıştır, vekendisini bulmadan da rahat etmeyecektir.Art imgede yeralan dikey ve düşey çizgilerse korkuları yenmişliğin utkusunu vurgular, yeni çözümlemelerle insanı fikirsel ülküleriyle tanıştırarakkişiye kendi özüne dönmenin ilhamını vermektedir, insana verilmiş yaşama dinamiklerinin köklerini keşfetmeye çağırır, bu üst insanla insansıların kesin ayırtlarında gizli kalabilen bir derinlik algısı oluşturur.Tam anlamıyla içselbir diyalektiğin şifreleriyle yazılımı oluşturulurken yetenek ve dehanın sıradışı pekini bu teoremi zamanla geliştirmeyi başarabilmiştir.”
İnsanın uyanışını dilegetiren pek çok diyalektik çağrı ve uzamlar dışbükey yaylarla ifade edilmiştir; bu aynı zamanda kişioğlunun uyanışını da anlatmaya yarar. Zaman-Uzay fikriyle içselleşerek kişioğlunu efendilerine direnmeye davet eder, fakat her mücadele kişioğlunu yıpratır ve yoksunlaştır.Yoksullaşan bireyler böylece yükünü özadanışla kaybederken avcunda kendisinden geriye sadece özlüğü vardır,bu yönüyle kurgulanmış dikey ve düşey uzamlar profilin devrimci özelliğini vurgulamaktadır.Kişi olarak eril bir karakteri simgelemktedir fakat diğerkamlık sözkonusu olduğunda anaç bir tutum da gözümüzden kaçmaz.Hayata karşı duruşu metin ve vakurdur, düşünceleri net ve kendinden emindir.Her nekadar erkek sezgileri olsa bile kadın ruhunu kavrayabilir.Sonsuzluktan içbükey döngülerle kişioğlunun libidosundan bilinçaltı eksenine kayaran duyusalçakralara akan yaşam enerjisi eskilogo ile reklam tasarımlarımız yeniden ve farklı web dizaynlarıyla kullanılarak geliştirdiğimiz bu seyahat markasının yepyeni, modern ve güçlü bir kimliğe dönüşmesi, kanaat önderi ve seyahatsever turistin özdeşleşebileceği,yap yani bir kimlikle tanıştırmak istiyoruz sizi! O yüzden bildiğiniz bütün kişisel gelişim kitaplarını ve yoga tekniklerini unutun.Sadece bize kulak verin...
“Bunca yıl bizden, Profesyonel Rehberliğin gerçekten kaliteli bir marka olduğunu gösteren etkileyici bir tasarım oluşturmamız isteniyordu. Biz de meslek yaşantımız boyunca, bize dikte edilen fikirlere ve klişeleşmiş normlara karşıduruşu simgeleyen yeni bir kurgu geliştirdik.Öyle ki insanların birazcık durup da kendilerine alışageldikleri yaşama tarzlarını birkez olsun sorgulamaları gerektiğine vurgu yapan, felsefi ve idealist yapısıyla sıradışı olarak nitelenebilir . Ancak böylelikle bize dikte edilenlere karşı kendi doğal normlarımızı seçmek ve oluşturmak özgürlüğüne sahip olabileceğimiz düşüncesinden yola çıktık ve bu amaçla eliptik biçimlemelerle hayatın normlarının getirdiği kısır döngü, kıvrımlı kuyruk kullanılarak açıklanmaya çalışılırken, hayatla ilgili aldığımız kararlar ve hayatın akışına gönderme yaptık.
Logomuzdaki Oval formların keskin, kıvrak ve yumuşak dokusuyla ortaya çıkan canlı renkler, sıcak dinamiklerle birleşiminden farklı düşünme tarzlarını çağrıştırması planlanmıştır.OVO adını, Latincede terimsel olarak yumurta manasına gelirken; “Yeni Yaşam Oluşumları” düşüncesine atıfta bulunur; Ancak bu oval oluşum genital bir formdan çok kozmik bir derinlik çemberi çizerek aslında tinsel bir koza yapılanışını önplana çıkartır, bu koza örüldükçe kişioğlu da aslında gerçek kimliğine ve varoluşuna yaklaşacaktır; fakat özdeksel oluşum realitesi mutlaka sufice bir yanışla peerdeyi kapatmalıdır; çünkü başka bir şekilde iz sürüldüğünde ayakizlerinin takip ettiği küller kavranılmaz olacaktır.
Tasarımımızın felsefik dokusunu hazırlarken birçok öğretiden ilham aldık ancak bunlardan bizi ençok etkileyen ON AKIL Teoremiydi.Evrensel bir uzlaşı diyalektiği olan bu felsefi öğretide birçok söylemin özgürce kaynaştığını görürüz;
Kofiçyüsten Paganizme, İsavilikten Museviliğe, Sufilikten ve Bektaşiliğe kadar pek çok inanın alaşımıdır.
Bu ruhsal karışımın kalbinde yine insan vardır; ancak her şeyden önce bu insanın cevaplaması gereken birtakım sorular vardır karşısında! Kuşkusuzki kişioğlu yaşamı boyunca birçok çelişkilerle karşılaşır ve birşekilde türü içindeki sınıfı ,işi ve yaşama tarzıyla tanıştırılır; ancak toplumun kişioğlu için tasarladığı bu sınıf bazen herkesi memmun etmez.İşte daha çok bu sebepten kişioğlu olmak istediği yerin sık sık hayalini kurar, sonrada birgün cesaretini toplayıp yola çıkmaya kararverir.Kişi ne yaparsa yapsın önce kendinden başlamalıdır.yolda sahte benlerle tanışarak bazen cesaretini kaybederek onlarla kalmaya ikna olacak yada gitmeye karar verecektir. Kişioğlunun önünde yaşamı boyunca çeşitli fırsatlar olacaktır:
Ya sıradanlığı seçip rutine boyun eğecek, oyunu yanlızca toplumun kurallarına göre oynadıkca mutlu olmayı kabulenecektir ya da yolun diğer tarafını düşünecektir.Ama yolun ötesi karanlıktır, kahinlerve kanunyazıcılar çoktan geridönmesini söylemişlerdir bile. O ise zirve ve koyaklardan seğirterek devam etme kararı alır, o esnada biliciler ona bu yolculuğun anlamını sorarlar, anlamsızbir mücadele olduğunu ve yenilgiyi kabul edip geri dönmesini isterler, kişioğlu ya bu çağrıya uyarak geri
dönecektir yada devam edip uçuruma kadar
yürümeyi başaracaktır.İşte gerçek ironi uçuruma kadar gelebilen insanın şimdi
ne merak etmesiyle başlayacaktır, çünkü geriye dönmek de enaz aşağı atlamak
kadar intihardır onun lügatında .Ya kendisini
bu kısırdöngüden çıkarabilecek
bir kurtuluş yolu bulacak ya da … Kişioğlu hayatın yaşamaya değip değmediğini anlamak için bu savaşı birşekilde kazanmak zorundadır, yoksa misyon çökcektir..Çünkü bu sürünün de misyonudur ve gerisinde zinciri kopmuş bir insan enkazı brakacaktır.Bunun adı kısaca İnsanlığın Düşüşüdür…”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder